Photoshop Magazin Dergi – Yarının Ustaları

1984 Ankara doğumluyum. Aslen Rizeliyim. Bütün eğitim hayatım Ankara’da geçti. İlkokul çağlarımda ilgimin büyük bir kısmı müziğeydi. Ses yeteneğim ve çalabildiğim birkaç enstruman ile okul korosu ve benzer etkinliklere katılıyordum.
Resime olan ilgim en çok ortaokul yıllarımda gelişti. Kabiliyetimin olduğunu bu yaşlarda fark ettim ve fark ettirdim. Bu süre de resim ve müzik birlikte gidiyordu ama müzik ağırlıklı bir süreçti. Ortaokulu bitirdiğim sene yetenek sınavıyla geleceğimi oluşturan ve bana çok şey katan mezunu olmaktan mutluluk duyduğum liseyi kazandım. Ankara Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi!
Her anından müthiş keyif aldım. Orada tanıdığım yeni yüzler ve bilgiler o kadar büyük ve özeldi ki; ne varsa birikim olarak parmaklarımda hep lisemin bana öğrettiği bilgiler sayesindedir derim. Resimin hayatımdaki yeri daha fazla olsa da müziği de hiç bırakmadım. Okuduğum lise de hem resim hem de müzik bir aradaydı. Benim mutluluğumu tahmin edebiliyorsunuzdur.
Müzik ve Resim benim için çok anlamlı iki dosttur. Hayatımda ki yerleri büyük… Liseden mezun olunca üç üniversitenin yetenek sınavına girdim. Bunlar; Eskişehir Anadolu Üniversitesi, Ankara Gazi Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi. Eskişehir de Animasyon kazandım fakat bir takım nedenlerden dolayı gitmekten vazgeçtim ve Gazi Üniversitesini seçtim.

Grafik bölümünde eğitimime devam ettim. Resimle ilgili iş hayatında bir çok görevde bulundum. Genelde eğitim kitapları/ CD leri vb. üzerine çalışmalar yaptım. Bu işleri yaptığım yerler küçük yayınevleriydi. Dolayısıyla kariyerime başlangıç noktasını oluşturdu. Bu yerler benim piyasayı tanımama başlangıç olduğu gibi zamanla hakim olmayı da kazandırdı. Farklı tarzlar kazandım ayrıca. Flash Animasyon ile tanışınca işler daha çok değişti. Küçük çapta kendi kendime programı tanımak için bir şeyler deniyordum. En basit zıplayan top vs. bunları yaparak programa hakim olmaya çalışıyordum. Animasyonun sayesinde severek işler yapmaya başladım. İlk olarak; Ankara Mobilsoft’da Kids Plus ürünleri yapıyordum. Biraz heyecanlı biraz da korkulu bir süreçti. Yeni öğrendiğim programla tüm Türkiye’ye işlerimi göreceği için yaptığım İşler çok daha özel ve heyecan verici geliyordu bana.

Bu duygu gerçekten yaşanmaya değerdi! İşleri oldukça titiz, doğru yapmak ve yaratıcı fikirler çıkarmak en önemli unsurdu. Mobilsoft da 2 sene kadar çalıştıktan sonra artık freelance işler yapıyordum. Bu işlerimin arasında Photoshop daha ağır basıyordu. Artık animasyon biraz geri plana itilmişti. M.E.B kitapları ve hikayeler vardı artık. Zaman zaman karakter daha sık renklendirme yapıyordum. Sonrasında yine Ankara da bir Türk Telekom kuruluşu olan SEBİT Eğitim ve Bilgi Teknolojileri A.Ş. de Görsel Tasarımcı olarak çalışmaya başladım. Bu sefer Türkiye’de TTnet Vitamin  ve Amerika’da “Adaptive Curriculum” ürünlerini çıkarmaya başladık. Güzel ve verimli bir 3D eğitim derslerinden sonra ilk kez 3D ürünler çıkarmaya başladım. Bir şeyleri yapabiliyor olmayı görmek çok güzel bir duygudur ve her yeni bir üründe daha mutlu oluyordum.

Animasyonu hem yaşıyor hem de içimdekileri dışarıya vurabilmenin verdiği mutlulukla ürünler çıkarmaya devam ediyorum
Oldukça güzel bir ortama sahip tanıştığım insanlar dolu dolu insanlar olunca da çalışması daha bir keyifli oluyor. Bir çalışmaya başlamadan önce her şeyi kafamda toparlarım. Öncesinde çalışma ortamımı düzenler, hemen ardından müzik ve ışık ayarlarımı yapıp sonrasında kalem yardımıyla zihnimdekileri kağıtlara dökerim. Eğer elimin altında Grafik Tablet varsa o zaman Photoshop ile bu süreci yaparım. Photoshop’un hayatımdaki yeri oldukça büyük. Tüm sıkıntılarıma derman olan bir programdır.
Çalışma sürecimde müzik ve ortam ışığı benim için çok önemlidir. Sabah saatlerinde yapacağım çalışmanın taslağını düşünürüm, hemen düşündüğüm şeyi yapmaya kalkmam.


Çünkü en verimli olduğum saatler gece saatleridir. Sabah ve öğle saatlerinde iç dünyamın baş karakterlerinin tasvirini yaparak geçiririm. Bu gibi ayarlardan sonra müziğimi de çalışmamın konusuna göre seçerim. Eğer Sci-Fi ve korku tarzında bir şeyler olacaksa sert müzikler tercihim oluyor. Ama daha durağan resimler ve gün ortamını veren çalışmalar yapacaksam daha sakin müzikleri tercih ediyorum. Karadeniz müziği ile çalışmayı çok seviyorum bunu da söylemeden edemeyeceğim. Çalışmalarımı olduğu gibi photoshop üzerinde yapar orada renklendiririm.

İllüstrasyon veya herhangi bir tasarım için her şeyi Photoshop’un kağıtları üzerinde yapmayı tercih ediyorum
Bu çok iyi bir başlangıç olmasa da her şeyi elimin altında hissetmek güzel bir duygu. Ama şu da vardır ki kağıt kalem ile çalışmanın duygusu bambaşkadır. Ama bu programın vermiş olduğu bazı tembellikler kalem tutmayı unutturuyor insana. Yanısıra digital fotoğraf çekmeyi seviyorum; özellikle farklı bakış açılarında ve farklı tarzlarda fotoğraf çekmeye bayılıyorum. Genelde portre veya doğal kareler yakalamayı seviyorum. Fotoğrafı çeken ben olduğum için o karenin içine de girmeyi başarıyorum.


Çalışmalarımda Photoshop’un yeri oldukça büyük. Photoshop’un kişisel hikayesinden sonra benim için daha da değerli oldu. Hiçbir zaman yanımdan ayıramadığım bir programdır. En ufak işlerimi bile bu programda yapmayı seviyorum. Photoshop, bir yerde elimiz ayağımız. Tüm fotoğraf çalışmaları bir şekilde ona bağlanıyor. Grafik ve fotoğraf işlem yazılımları içinde en çok tutulan, hakkında en çok konuşulan ürün aynı zamanda. Photoshop gizemli bir kutuya benzer. Size tüm parçalarını sunar ve sizden bu parçaları birleştirip yeteneğinizin anahtarını bulmanızı ister. Parçaları birleştirdiğinizde işte o zaman Photoshop’un asla bitmek bilmeyen bir gizem
olduğunu anlıyorsunuz.

 

Photoshop’un dışında Adobe ürünü olan Flash ile de çalışmayı seviyorum… Flash’ın kendine has çizgisine bayılıyorum bu çizginin keskinligi her bir çizgide heyecanlandırıyor beni… Bu iki programı ortak kullanmayı tercih ediyorum…
Photoshop ile ilk karşılaştığımda 6.0 vardı o zamanlar bir nevi Paint kırması diye adlandıracağım
bir görüntüsü vardı… Açıkçası hiç heyecanlı değildi. Çok vakit harcamazdım üzerinde. Zamanla 7.0 lar çıkınca program daha dikkatimi çeker oldu. Çünkü ilk kez duyduğum özellikler ile tanışıyordum.

Photoshop’un en beğendiğim özelliği; üzerinde kendimize ait fırçaları yapabilmek imkanımız. Hazır Brushlar kullanmak yerine kendi brushlarımla çalışmak daha anlamlı geliyor bana. Zaman zaman kendime fırçalar
yapar ve onları kullanırım. Hazır Brushlar’ı kullanmak çok sıkıntı yaşatıyor. Ne zaman nerede hangi fırça kullanılır bunlara alışmak hem zaman kaybı hemde iyi sonuçlar doğurmuyor.
İyiki bu özelliğe yer vermişler:)

Sizlere de tavsiyem çalışmalarınızda neleri sıkça kullanıyorsanız onları brushlar haline getirip rahatlıkla kullanabilmeniz.
Bu özelliği sayesinde Photoshop’un temelini daha iyi anlamış oluyorsunuz. Photoshop’un brush hassasiyet anlayışı oldukça iyidir. Her hangi bir fırçanıza farklı bir özellikmiş gibi algılatabiliyorsunuz. İster akıcı ister sulu bir fırça gibi… Genelde filtreleri kullanmayı sevmem ama sizlerinde Photoshop’ta olmayan filtreleri yapabileceğinize garanti veriyorum nasıl? Diye sorular geliyor sanki. Elbette fırçalarınızın gücüyle.
Genelde dergileri e-book özellikleriyle takip ediyorum. Bilim Teknik, DigitalART ve Photoshop Magazin dergileri ilgimi çeken dergilerdir. Kaynakları oldukça iyi ve haberleri dikkatimi çeken tarzda. Hayal gücümü besliyorlar. Photoshop’ta kendini o kadar geliştiriyor ki ekstra bir özellik açıkçası aklıma gelmiyor. Kendim Cs4 Kullanıyorum; Somut olarak bir çok özelliği önümüze sermiş zaten; Cs4 ile birlikte gelen inanılmaz özellikler programa saygı duyulmaya değer hale getirmiş. Çok fazla özellik eklemeden programın şişmemesini sağlamaları yeterli olacaktır. Mesleğimde dünyadan örnek aldığım isimler PIXAR ve Disney in yaratıcılarından olmuştur.

Özellikle Kayıp Balık NEMO’nun hikayesi ilgimi çok çekmiştir. Bambi’yi iyice hazmedip daha sonra bu tatta gerçekçi ürünler çıkarabiliyor olmaları örnek alabileceğim isimler arasında girmeyi sağlamıştır. Türkiyeden örnek alabileceğim yine çok sayıda insanlar var. Ama bunlar asla beslenme kaynağım olmuyor. Beslenmek için doğayı tercih ediyorum. O kadar çok şey var ki beslenmek için… Bir kere doğaya çıkmanız yeterli gelecektir. Hiç biri birbirinin taklidi değil. Hepsinde kendine has özellikler ve fırça darbeleri var. Çoğu kişilere ilham bile olmuştur doğa… Doğanın dışında Mitoloji, kimi zaman izlediğim filmlerin konusu
yada karakterleri beslenme kaynağım olabiliyor. Photoshop, okurlarına programdan asla korkmayın! derim. İçine girince kendinizi bulabileceğiniz bir oyun bahçesine benzer.

(Kaynak)
 Photoshop Magazin Dergi - January 2011 / Photoshop Magazin Dergi - January 2009

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir